| Back | Index | Next |
m. 703- niyet ederken, teyemmümün gusül yerine mi yoksa abdest yerine mi olduğunu belirtmelidir; eğer gusül yerine olursa o guslü de belirtmelidir. eğer yanlışlıkla abdest karşılığı yerine gusül karşılığı veya gusül karşılığı yerine abdest karşılığı diye niyet ederse ya da mesela, cenabet guslü karşılığı yapılan teyemmümde mess-i meyyit guslü niyeti yaparsa, eğer onun yanlışlığı teşhiste olmazsa teyemmümü batıl olur.
m. 704- teyemmümde alın, ellerin içi ve ellerin dışı pâk olmalıdır. eğer elinin içi necis olur ve suyla yıkayamazsa, öylece teyemmüm etmelidir. ama eğer necis geçici olursa bu durumda elin arkasıyla veya kol ile teyemmüm yapılır.
m. 705- insanın teyemmüm için yüzüğünü elinden çıkarması gerekir. eğer alnında, ellerinin içinde veya ellerinin arkasında bir engel olursa mesela, onlara bir şey yapışmışsa gidermelidir.
m. 706- eğer alnında veya ellerinin arkasında yara olur ve üzerine sarılan bez veya başka şeyi açamazsa, eli, onun üzerinden çekmelidir ve yine, eğer elin içi yara olursa ve onun üzerine sanları bez veya başka şeyi açamazsa, eli o parçayla birlikte üzerinde teyemmümün sahih olduğu şeye vurmalı, alnına ve ellerin arkasına meshetmelidir.
m. 707- alında veya ellerin arkasında kıl bulunursa sakıncası yoktur ama eğer saçlar alnın üzerine gelmişse onları arkaya çekmesi gerekir.
m. 708- alında, ellerin içinde veya arkasında bir engel olduğuna ihtimal verirse ve onun ihtimali, halkın nazarında yerinde ise, engel olmadığına kanaat getirinceye veya yakın edinceye kadar araştırmalıdır.
m. 709- teyemmüm yapması gerektiği halde teyemmüm yapamazsa naip tutmalıdır. naip olan kimse, ona kendi elleriyle teyemmüm ettirmesi gerekir; eğer mümkün olmazsa naip kendi elini teyemmümün sahih olduğu bir şeye vurup, onun alın ve ellerinin üstüne meshetmelidir.
m. 710- teyemmüm esnasında, önceki kısmı unutup unutmadığında şekke düşerse itina etmez, teyemmümü sahihtir. yine eğer her bir kısmı yerine getirdikten sonra onu doğru yapıp yapmadığından şek ederse itina etmemeli, teyemmümü sahihtir
m. 711- sol eli meshettikten sonra teyemmümü doğru yapıp yapmadığından şek ederse, teyemmümü sahihtir.
m. 712- vazifesi teyemmüm olan kimse ihtiyaten farz olarak, namaz vaktinden önce namaz için teyemmüm etmemelidir. ama eğer başka bir farz veya müstehap iş için teyemmüm ederse ve namaz vaktine kadar mazereti baki kalırsa o teyemmümle namaz kılabilir.
m. 713- vazifesi teyemmüm olan kimse vaktin sonuna kadar mazeretinin baki kalacağını bilirse vaktin genişliğinde teyemmümle namaz kılabilir. ama eğer vaktin sonuna kadar mazeretinin bertaraf olacağını bilirse beklemeli ve abdest veya gusülle namaz kılmalıdır ya da vakit darlaştığında namazı teyemmümle kılmalıdır.
m. 714- abdest alamayan veya gusül edemeyen kimse, mazeretinin çabuk bertaraf olacağına ihtimal bile verse kaza namazlarını teyemmümle kılabilir. ama kaza namazının elden çıkmasından önce mazeretinin bertaraf olacağını bilirse beklemelidir.
m. 715- abdest alamayan veya gusül edemeyen kimse, günlük (gece ve gündüz) nafileler gibi belirli vakitleri olan müstehap namazları vaktin evvelinde bile olsa, vaktin sonuna kadar mazeretinin olacağını bilmezse teyemmümle kılabilir.
m. 716- ihtiyaten cebire guslü ve teyemmüm yapması gereken, mesela, sırtında yara olan bir kimse, eğer gusül ve teyemmümden sonra namaz kılar ve namazdan sonra idrar gibi küçük bir hades yaparsa, sonraki namazlar için abdest almalıdır.
m. 717- su bulunmaması veya başka bir Özür nedeniyle teyemmüm ederse, özrün ortadan kalkmasından sonra teyemmüm bâtıl olur.
m. 718- abdesti bozan şeyler abdest karşılığı yapılan teyemmümü bozar, guslü bozan şeyler de gusül karşılığı yapılan teyemmümü bozar.
m. 719- gusül yapamayan kimse üzerine birkaç gusül farz olursa, onların her biri yerine bir teyemmüm yapması ihtiyaten farzdır.
m. 720- gusül yapamayan kimse, yapılması için gusül farz olan bir ameli işlemek isterse, gusül yerine teyemmüm yapmalıdır. abdest alamayan kimse, abdesti gerektiren bir iş yapmak isterse abdest yerine teyemmüm yapmalıdır.
m. 721- cenabet guslü yerine teyemmüm ederse, namaz için abdest alması gerekmez. ama diğer gusüller yerine teyemmüm ederse, abdest alması gerekir. eğer abdest alamazsa, abdest yerine de başka bir teyemmüm etmelidir.
m. 722- gusül yerine teyemmüm eder ve sonra abdesti bozan bir iş yaparsa ve eğer sonraki namazlar için gusledemezse abdest almalıdır; eğer abdest alamazsa, abdest yerine teyemmüm etmelidir.
m. 723- vazifesi abdest ve gusül yerine teyemmüm etmek olan kimse, bu iki teyemmümle yetinir, başka bir teyemmüm gerekmez.
m. 724- vazifesi teyemmüm olan kimse, bir iş için teyemmüm eder, teyemmüm ve Özrü baki kaldığı müddetçe, gusül veya abdestle yapılması gereken işleri yapabilir. ama vaktin dar olması yüzünden veya suyu olduğu halde cenaze namazı için veya uyumak için teyemmüm etmişse yalnızca kendisi için teyemmüm ettiği işi yapabilir.
m. 725- birkaç yerde insanın, teyemmümle kıldığı namazları yeniden kılması müstehaptır.
1- suyu kullanmaktan korktuğu halde, kasten kendini cünüp etmiş ve teyemmümle namaz kılmışsa.
2- su bulamayacağını bildiği veya zannettiği halde kasten kendini cünüp etmiş ve teyemmümle namaz kılmışsa.
3- vaktin sonuna kadar kasten su aramaya gitmeyip teyemmümle namaz kılmış olan kimse, aradığı taktirde su bulunacağını sonra anlarsa.
4- namazı kasten ertelemiş ve vaktin sonunda teyemmümle namaz kılmışsa.
5- suyun bulunmayacağını bildiği veya zannettiği halde, mevcut olan suyunu dökmüşse.
namaz, dini amellerin en mühimidir, eğer namaz âlemlerin rabbi huzurunda kabul buyurularsa diğer ibadetler de kabul olur, eğer kabul duyurulmazsa diğer ameller de kabul olmaz. insan, günde beş defa bir nehirde yıkandığında bedeninde kir kalmayacağı gibi, günde beş defa kılınan namaz da insanı günahlardan temizler. insanın namazı vaktin evvelinde kılması iyidir. namazı hafife alıp önemsemeyenler hiç namaz kılmayan kimse gibidirler. resul-i ekrem (allah'ın salat ve selamı ona ve ehl-i beyt'ine olsun) şöyle buyuruyor; "namaza ehemmiyet vermeyip onu hafife alan bir kimse, ahiret azabına layıktır."
bir gün resulullah (s.a.a) mescid deyken bir adam gelip namaza durdu, rüku' ve secdeleri gerektiği gibi yerine getirmedi; hazret: "bu adam, namazı bu şekilde iken dünyadan giderse, benim dinim üzere dünyadan gitmemiştir" buyurdular.
buna göre insan, dikkat edip namazları acele ve hızlı kılmama) ve namazdayken allah'ı hatırlayıp huzur, huşu ve vakar içerisinde olup kiminle konuştuğuna dikkat etmeli ve kendisini, âlemlerin rab binin azamet ve yüceliği karşısında çok hakir ve naçiz görmelidir. eğer insan, namazdayken bu hale tam dikkat ederse kendisinden habersiz olur. nitekim, namazdayken, uz. ali aleyhisselam'ın mübarek ayağındaki oku, çıkardılar, ama hz. ali bunun farkında olmadı.
yine namaz kılan kimse, tövbe ve istiğfar etmeli ve namazın kabulüne engel olan haset, kibir, gıybet, haram yemek, içki içmek, humus ve zekat vermemek gibi günahları ve hatta bütün ma'siyetleri terk etmeli. ayrıca namazın sevabını azaltan işleri yapmaması, mesela, uykulu olduğu halde ve idrarı sıkıştırdığı bir halde namaza durmaması ve namaz esnasında gökyüzüne bakmaması iyidir, ve yine namazın sevabını artıran işleri de yerine getirmesi, mesela akik yüzük takması, temiz elbise giymesi, taranması, misvak kullanması ve güzel koku sürmesi iyidir.
farz namazlar altıdır;
1- günlük namazlar.
2- ayat namazı.
3- cenaze namazı.
4- kabe evininin farz tavaf namazı. (temettü umresi ve müfrede umresi'nin tavaf namazıyla temettü haccı ve nisa haccı tavafının namazı gibi)
5- büyük oğul üzerine farz olan baba ve annenin kaza namazı.
6- ücret, nezir, yemin, ahd dolayısıyla farz olan namaz.[1]
günlük farz namazlar beştir; Öğle ve ikindi, her biri dört rekat, akşam üç rekat, yatsı dört rekat ve sabah iki rekat.
m. 726- seferde iken dört rekatlı namazlar ileride söylenecek şartlara göre iki rekat kılınmalıdır.
m. 727- çubuk veya benzeri bir şeyi, dik olarak düz bir yere batırsalar sabah güneş doğduğu zaman, onun gölgesi batı tarafına düşer güneş yükseldikçe bu gölge kısalır ve bizim şehirlerimizde şer'i öğlenin başladığı an[2] en kısa haddine ulaşır. Öğle geçtikten sonra gölge doğu tarafına döner, güneş batıya gittikçe gölge artar. buna göre, gölge en kısa olduğu anı geçer ve yeniden uzamaya başladığında şer'i öğle olduğu anlaşılır. ama mekke gibi bazı şehirlerde bazen öğle vakti gölge tamamen yok olur. bu halde gölge yeniden ortaya çıktıktan sonra öğle olduğu anlaşılır.
m. 728- Öğleyi tayın etmek için yere batırılan çubuk veya benzeri şeye "Şahıs" denir
m. 729- Öğle ve ikindi namazlarından her birinin hususi ve müşterek vakitleri vardır: Öğle namazının hususi vakti, öğlenin evvelinden, öğle namazı kılınacak kadar bir vaktin geçmesine kadardır. ikindi namazının hususi vakti, akşama ikindi namazını kılınacak kadar bir zaman kalmasına denktir; eğer bir kimse bu vakte kadar öğle namazını kılmamışsa, öğle namazı kazaya kalmıştır ve ikindi namazını kılması gerekir, öğle namazının hususi vaktiyle ikindi namazının hususi vakti arasında kalan zaman ise öğle ve ikindi namazlarının müşterek vaktidir. bu vakitte yanlışlıkla öğle ve ikindi namazını diğerinden önce kılarsa namazı sahihtir.
m. 730- öğle namazını kılmadan sehven ikindi namazına başlar ve namaz esnasında yanlışlık yaptığını anlarsa; eğer müşterek vakitte olursa niyeti öğle namazına çevirmeli, yani "şimdiye kadar kıldığım, şimdi kılmakta olduğum ve bundan sonra kılacağımın hepsi Öğle namazı olsun" diye niyet etmeli ve namazı tamamladıktan sonra ikindiyi kılmalı. eğer öğleye mahsus vakitte olursa, niyeti öğle namazına çevirmeli ve namazı tamamlamalı ve sonra ikindi namazını kılmalıdır. bu durumda, ikindi namazını kıldıktan sonra hem öğle ve hem ikindi namazını yeniden kılması ihtiyaten müstehaptır.
m. 731- cuma namazı iki rekattır ve cuma günü öğle namazının yerini alır. cuma namazı resulullah'ın (allah'ın salat ve selamı ona ve ehl-i beytine olsun) masum imam (allah'ın selamı ona olsun) ve onun has naibinin zamanında farz-ı aynidir. ama gıybet-i kübra olan günümüzde farz-ı tahyiridir; yani insan cuma namazıyla öğle namazı arasında muhayyerdir. fakat adil islam hükümetinin hakimiyeti döneminde cuma namazı kılınırsa cuma namazı kılmak daha iyidir.
m. 732- ihtiyaten farz olarak cuma namazını, örfen Öğlenin evveli denilen zamandan geriye bırakmamalı, eğer öğlenin evvelinden geriye bırakırsa cuma namazı yerine öğle namazı kılmalıdır.
m. 733- 729. meselede açıklandığı gibi, Öğle ve ikindi, yatsı ve akşam namazlarının her birinin özel vakti vardır ki, eğer mükellef kasten ikindi namazını öğlenin özel vaktinde veya yatsı namazını akşamın özel vaktinde kılarsa namazı batıldır. ama eğer başka bir namazı, örneğin sabah namazının veya başka bir namazın kazasını öğle veya akşam namazının özel vaktinde kılmak isterse namazı sahihtir.
m. 734- akşam, güneşin batmasından sonra doğu tarafında görülen kızıllığın insanın başı üzerinden batıya doğru geçtiği zamandır.
m. 735- akşam ve yatsı namazlarının her birinin hususi ve müşterek vakitleri vardır: akşam namazının hususi vakti, akşamın evvelinden üç rekatlık bir namaz kılacak kadar bir zaman geçinceye kadardır; eğer bir kimse mesela, yolcu olursa ve yatsı namazının tamamını sehven bu vakitte kılarsa namazı batıldır. yatsı namazının hususi vakti, gece yarısına yatsı namazı kılınacak kadar bir zamanın kaldığı süredir; eğer bir kimse, bu zamana kadar akşam namazını kasten kılmazsa önce yatsı namazını ve arkasından akşam namazını kılmalıdır. akşam namazının hususi vakti ile yatsı namazının hususi vakti arasında kalan zaman, akşam ve yatsı namazlarının müşterek vaktidir; eğer bir kimse bu vakitte yanlışlıkla yatsı namazım akşam namazından önce kılar ve namazdan sonra anlarsa, namazı sahihtir ve akşam namazını ondan sonra yerine getirmelidir.
m. 736- manası önceki meselede açıklanan hususi ve müşterek vakitler şahıslara göre değişir; mesela, eğer öğlenin evvelinden iki rekat namaz kılabilecek kadar bir zaman geçerse, yolcu olan kimse için öğle namazın hususi vakti geçmiş ve müşterek vakti girmiştir. ama yolcu olmayan bir kimse için dört rekat namaz kılabilecek kadar bir zaman geçmesi gerekir.
m. 737- akşam namazını kılmadan önce sehven yatsı namazını kılmaya başlar ve namaz esnasında yanlışlık yaptığını anlarsa, eğer kıldığı namazın tamamını veya bir miktarını müşterek olan vakitte kılmış olur ve henüz dördüncü rekatın rükusuna gitmemişse niyetini akşam namazına çevirip namazı tamamlamalı ve sonra yatsı namazım kılmalıdır. ama eğer dördüncü rekatın rükusuna varmışsa onu yatsı namazı olarak tamamlamalı ve sonra akşam namazını kılmalıdır. fakat namazın hepsini akşamın hususi vaktinde kılmışsa namazı batıldır.
m. 738- yatsı namazının son vakti gece yansıdır. ihtiyaten farz olarak akşam ve yatsı namazlarıyla benzeri şeyler için geceyi, güneşin batışından sabah ezanına kadar hesaplamak gerekir. gece namazı ve benzeri için ise güneşin doğuşuna kadar hesaplanmalıdır.[3]
m. 739- bir özür dolayısıyla akşam namazı veya yatsı namazını gece yansına kadar kılmamışsa, ihtiyaten farz olarak onu sabah ezanına kadar, edâ ve kaza niyeti etmeksizin kılmalıdır.
m. 740- sabah ezanına yakın doğu tarafından bir aydınlanma yükselmeye başlar ki buna fecr-i evvel denir. bu aydınlanmanın doğuda yayılmasıyla ikinci fecir ve sabah namazı vakti başlamış olur. sabah namazı vaktinin sonu, güneşin doğmaya başladığı andır.
m. 741- insan, vaktin girdiğine yakin ettiği veya iki adil erkeğin vaktin girdiğini haber verdiği zaman namaz kılmaya başlayabilir. ama onların tanıklıklarının hisse dayanması gerekir. mesela şahısın gölgesinin azaldıktan sonra fazlalaşmaya başladığını haber vermesi gerekir. vakti tanıyan güvenilir birinin ezan vermesi de yeterlidir.
m. 742- kör, hapiste olan kimse ve benzerleri ihtiyaten farz olarak vaktin girdiğine yakin etmedikçe namaza bağlamamalıdırlar ama eğer insan, gökyüzünde herkesin yakin etmesine engel olan bulut ve toz gibi bir engel dolayısıyla namaz vaktinin evvelinde vaktin girdiğine yakin edemezse ve vaktin girdiğini zannederse namaz kılmaya başlayabilir.
m. 743- eğer insan vaktin girdiğine yakin eder veya iki adil erkek hissî belirtilere dayanarak, vaktin girdiğini haber verir de namaza başlar ve namaz esnasında vaktin girmediğini anlarsa namazı batıldır; yine eğer namazdan sonra, namazın tamamını vaktinden önce kıldığını anlarsa namazı batıldır ve yeniden kılması gerekir. ama eğer namaz esnasında vaktin girdiğini anlarsa veya namazdan sonra, namaz esnasında vaktin girmiş olduğunu anlarsa, namazı sahihtir.
m. 744- eğer insan, dalgınlık ve unutkanlık yüzünden, vaktin girdiğine yakin ederek namaz kılması gerektiğinin farkında olmaz ve öylece namaz kılarsa, namazdan sonra namazın tamamını vaktinde kıldığını anlarsa namazı sahihtir; ama eğer namazın tamamını vaktinden önce kıldığını anlar veya vaktinden önce mi, yoksa vaktinde mi kılmış olduğunu kestiremezse namazı batıldır ve hatta namazdan sonra, namaz esnasında vaktin girmiş olduğunu anlarsa ihtiyaten farz olarak namazı yeniden kılmalıdır.
m. 745- vaktin girdiğine yakin ederek namaza başlar ve namaz esnasında vaktin girip girmediğinde şek ederse namazı batıldır. ama eğer namaz esnasında, vaktin girdiğine yakini olduğu halde kıldığı miktarın vaktinde olup olmadığında şek ederse namazı sahihtir.
m. 746- namaz vakti, namazın müstehaplarından bazılarını yerine getirdiği takdirde namazın farzlarından bir miktarının vakti dışında kılınmasına sebep olacak kadar dar olursa, o müstehaplan yerine getirmemelidir. mesela, kunut okuduğu zaman namazın bir miktarı vaktinden sonra kılınacaksa, kunut okumamalıdır ve eğer okursa günah işlemiştir, ama namazı sahihtir.
m. 747- bir rekat namaz kılabilecek kadar vakti olan kimse, namazı edâ niyetiyle kılmalıdır, ama, namazı kasten bu kadar geciktirmemesi gerekir.
m. 748- yolcu olmayan kimsenin akşama kadar beş rekat namaz kılabilecek ölçüde vakti olursa öğle ve ikindi namazının her ikisini de kılmalıdır. eğer daha az vakti varsa, yalnızca ikindi namazını kılıp öğle namazını sonra kaza etmelidir. gece yansına kadar beş rekat namaz kılabilecek kadar vakti varsa akşam ve yatsı namazının her ikisini de kılmalıdır ve eğer daha az vakti varsa yalnızca yatsı namazını kılmalı ve sonradan akşam namazını kılmalı ve ihtiyaten farz olarak edâ ve kaza diye niyet etmemelidir.
m. 749- yolcu olan bir kimsenin akşama kadar, üç rekat namaz kılabilecek kadar vakti varsa, öğle ve ikindi namazını kılması gerekir ve eğer daha az vakti varsa yalnızca ikindiyi kılıp sonradan öğleyi kaza etmesi gerekir. gece yansına kadar dört rekat namaz kılabilecek kadar vakti varsa, akşam ve yatsı namazını kılması gerekir, ve eğer daha az vakti varsa yalnızca yatsıyı kılması ve sonradan edâ ve kazasına niyet etmeksizin akşamı kılması gerekir. eğer yatsıyı kıldıktan sonra gece yansına bir rekat veya daha fazla namaz kılacak kadar vakit kaldığı anlaşılırsa hemen akşam namazını edâ niyetiyle kılması gerekir.
m. 750- insanın, namazı vaktin evvelinde kılması müstehaptır, bu konuda çok tavsiye vardır. bekleyip cemaatle kılmak gibi bir sebepten dolayı geciktirmedikçe, vaktin evveline ne kadar yakın olursa o kadar iyidir:
m. 751- eğer insanın bir özrü olur da, vaktin evvelinde namaz kılmak istediğinde teyemmümle namaz kılmak gibi bir çaresizliğe düşerse özrünün vaktin sonuna kadar baki kalacağını bildiği veya ihtimal verdiği taktirde vaktin evvelinde namaz kılabilir. ama eğer mesela, elbisesi necis olur veya başka bîr özrü bulunur ve özrünün de bertaraf olacağına ihtimal verirse ihtiyaten farz olarak Özrünün bertaraf olmasını bekler. eğer özrü bertaraf olmazsa namazı vaktin sonunda kılmalıdır; namazın yalnızca farz olan kısımlarını yapabilecek kadar beklemesi gerekmez, ezan ikamet ve kunut gibi namazın müstehaplarını yapabilecek kadar bir vakit kaldığında necis elbiseyle namazı mustehaplarıyla birlikte kılabilir.
| Back | Index | Next |